soL: "AKP kaybetti mi?"
Filanca ülkede olsa... Olsa ne olurdu? Bakan bir dakika koltuğunda oturamaz, istifaya zorlanırdı... Bakan ne kelime, baş sorumlu olduğu için başbakan da giderdi... Filanca ülke Japonya olsaydı... Olan olurdu... Emniyet müdürü utancından intihar bile ederdi...
Şimdi bunlar konuşuluyor. Boş, büsbütün temelsiz değil... Filanca ülkelerde yaşanan zalimlikleri, yolsuzlukları hafife almak, bir yerlerdeki "demokrasi"yi allayıp pullamak gibi bir yanı olsa da, doğrudur, intihar tartışmalı ama istifa mutlaka!
Başka her şey bir yana, Şişli Etfal Hastanesi'ne atılan gaz bombaları yeterdi. Oturup düşünmek gerek, o görüntüler dahi yerinden kıpırdatmadı... AKP çok yıpranmış, AKP köşeye sıkışmış... Göze aldılar ve ikinci kez yaptılar. Bunu yalnızca politika bilmezlikle, beceriksizlikle açıklamak olur mu? İnsanlık suçu işliyorsun, insanların gözünün içine bakarak yalan söylüyorsun ve bu da yetmiyor iki gün sonra onlarca canın alındığı tersanelerde 1 Mayıs çetesi olarak tam kadro dizilip uykuya dalıyorsun...
AKP'nin yıprandığı saptamasına ihtiyatla yaklaşalım... Toplumda adalet duygusu kalmadı diyoruz, değişen pek bir şey yok, adalet duygusunun olmadığı bir ülkede AKP neden yıpransın? Tepki çekiyorlar, bazılarına "ekran başında" isyan da ettiriyorlar... Buna mı sevineceğiz? 70 milyonluk ülkede bu da mı olmayacak?
Bunların olmasına sevinmek yerine, başka şeylerin olabilmesinden kaygı duymak gerekiyor... Hükümet, vali, emniyeti anladık. Onlar doğrudan taraf olarak hareket ettiler. Mecburduk dediler, provokatörler vardı dediler, hatta olaysız geçti dediler... Bir de taraf değilmiş gibi hareket edenler var... Taraf olmadıklarını kanıtlamak için her defasında "partizanlıkları"na çeki düzen verir, ayar yaparlar. Onları izlemek gerekir... Bazılarımız pek mutlu AKP'nin liberal şakşakçıları kıç üstü oturdu diye... Altan biraderler öfkeli, Çandar bile hükümete veryansın ediyor...
Peki ne yapacaklardı? Az vurdunuz mu diyeceklerdi? Cerrah'ı DİSK binasına girip herkesi tutuklamadığı için mi eleştireceklerdi?
"Fırsat kaçtı" diye dövünüyorlar. AKP ne kadar demokrat olduğunu kanıtlayabilirmiş, bunu yapmamış... Dertleri bu, AKP'nin demokratlığından da kuşku duymuyorlar.
Kaygı duymamız gereken, bunların hâlâ bu şekilde konuşması ve yavaş yavaş AKP militanı dinci basının "provokatörler" edebiyatına ortak olmaya başlamalarıdır. Mehmet Barlas "polis abarttı ama provokatörler de vardı" diyor. 2 Mayıs, günü hayatı hep böyle numaralarla geçmiş olsa da, isim sahibi bir gazeteci bunu söylemeye cesaret edememeliydi. Ediyorsa, edebiliyorsa, 1 Mayıs'ın AKP'yi bitme sürecine soktuğunu söylemek için acele edilmemelidir.
Şeytanın avukatlığını yapalım...
AKP iki yıl üst üste devleti temsil ettiğini göstermiş midir? Göstermiştir... Türkiye'de sermaye egemenliğinin her daim gereksindiği faşist refleksleri korumakta olduğunu kanıtlamış mıdır? Kanıtlamıştır... Bunun bedelini ödemeye hazır olduğunu hissettirmiş midir? Hissettirmiştir.
Ortaya çıkan yıpranmayı henüz ölçemiyoruz. Ancak öncesinden alalım, ayaklar/başlar filan... Sonra polis copu, atom olmasa da göz yaşartıcı bombalar falan... Bunlar yıpratır ama bunlarla belli bir meşruiyet sınırında tutunmaya devam edebiliyorsanız, yıpranmayı telafi eden bir kazanç da söz konusudur. Toplum alışır, alışan toplum hak verir... Gencay Gürsoy'u birkaç gün içinde ve sabahın köründe sudan gerekçelerle gözaltına aldıran bir hükümet, toplumun alıştığına kanaat getirmiştir.
Hiçbir 1 Mayıs'ta, günün anlamını çarpıtmak konusunda bu kadar kapsamlı bir girişimde bulunulmamıştı. Nevruz/newroz tartışmalarında bu noktaya gelmesi için devletin, en az on yıl gerekmişti. "Hep beraber kutlayalım, el ele kol kola..." Türkiye'de çağdaş yaşama Kürt uyanışı sokmuştur, bunun tartışılır bir yanı yok ama nihayetinde neredeyse bütün bölge halkları kendi efsanelerinden bir şeyler katarak kutlamaktadır yeni baharı... "Hep beraber kutlayalım"da sorun bunu söyleyendedir, hep beraber kutlanma talebinden çok... 1 Mayıs öyle değildir. 1 Mayıs sınıf bayramıdır, hep beraber kutlanamaz... Ancak ne yazık ki "demokrasi mücadelesi" filan derken bu fikir yerlemiştir. Oraya gelen milletvekillerine bir şey demiyorum, gelmeleri polisi engellemeye çalışmaları iyidir. Onları samimiyet testinden geçirmenin anlamı yok. Lakin bu işlere CHP, TÜSİAD falan bulaştıkça, 1 Mayıs'ın işçi sınıfının günü olduğu unutulmaktadır.
Ve herkes kutlasının alternatifi de hazır tutuluyor: Sadece sendikalar kutlasın! "Liberal" basında 1 Mayıs'a siyaset bulaştırıldığını yazanlar oldu... Çüş denmiyorsa, bu da kanıksanıyordur. Verilmek istenen mesaj şu: Bir avuç sendikalı işçi... Kabak onların başına patladı, onlar aralarına kimseyi almasaydı, bir avuç kalsalardı, bütün bunlar olmayacaktı! Ne sanıyorlar? 1 Mayıs'a gelen sendikalı işçinin siyasi görüşü yok mu ya da böyle bir hakkı yok mu? Sembol görüntüler, simge işçi kahramanları diyorlar... Sembol görüntülerde DİSK binası önünde Cerrah'ın sulu gazına siper olan işçiler arasında Halkın Kurtuluşu Partisi bayrağı taşıyanlar var. Simge işçilerden biri yere düşmüş "Yaşasın 1 Mayıs" diye haykırıyor, TKP üyesi... Ya sendikasız işçiler?.. İşsizler?.. Emekçi adayı öğrenciler?.. Ben işçi sınıfının yanındayım diyenler? 1 Mayıs'ta sokağa, alana çıkmaları yasak mı?
Bunlar söyleniyor ve güçlü bir itiraz gelmiyorsa, sorun var...
Sorun büyük...
Ve sorunun bu hale gelmesinde solun payı büyük...
Bu ülkede adalet duygusunun yeşermesi için solun aklına ihtiyacı var. Ancak sol haklı olduğunu kanıtlamaktan uzak, bunun için gereken akıldan da...
İşçi sınıfı sayıca çoktur, gücü biraz da buradan gelir. Sayıca çok olanı yalnızca "mağduriyet" duygusuyla savunursanız inandırıcı olmaktan çıkarsınız, işçi sınıfına zarar verirsiniz. Sayıca çoğalmayı istemeyen, inadını ve ayrıksılığını seven ve onunla yetinen bir sol işçi sınıfını da yalnızlaştırmakta ve AKP gericiliğine teslim etmektedir.
Artık buna son verilmeli ve şu demokrasi alanında, üstelik inandırıcılığı ortadan kaldıran arızalarla malulken, didişip durmaktan vazgeçilmeli... Özgürlükler ve insan hakları için mücadele başka bir eksene oturtulmalı...
Etiketler: %100 Özgürlük, 1 Mayıs'ta Babil Bir Başkadır, Devletin Rutin Halleri, Emekçi Babil



0 Comments:
Yorum Gönder
İlgili Bağlantılar:
Bağlantı Oluştur
<< Home